Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Ağustos 2020



Yıllar önce blogumu açarken yaşadığım heyecan bambaşkaydı

Hala öyle fakat hayat denen zorunluluklar kendimize ayıracağımız zamandan çaldıkça 

Kendimize zor dönebiliyoruz bazen.....

13 Mart 2019

HAYATA DAİR ...... Rabindranath Tagore



HAYATA DAİR......

Düşünüyorum da,
sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek...
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
naif yönlerimizin keşfedilmesi,
cesaretsizligimizin anlaşılması,
korkularımızın paylaşılması
sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
Kabuklarımızın altında
kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız...
...Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.? Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?
duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni? ...
Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna
el kaldırmaya kıyamaz?
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım
karşımdakine.
O da çözülecek belki.
Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.
Oysa bir görebilsek bunu.
Kalmadı böyle insanlar demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
Kırılmaktan korkmasak.
İncinsek, yaralansak.
Ne olur bir darbe daha alsak.
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.
Denesek. Risk alsak. Yanılsak. Fark etmez.
...
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
Ve kucaklaşsak yeniden.
Tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.
O zaman fark edeceğiz.
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yaşadığımız coğrafya zor, sartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Ufukta kara bir kış görünüyor.
Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.
Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.
Kurtulun bu yükten.
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
Hem hepimiz bir yıldızız.



RABINDRANATH TAGORE



HAYELDAMLASI ŞİİR 

24 Temmuz 2018

AKŞAM ---- BEHÇET NECATİGİL

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, okyanus, bulut, ağaç, bitki, alacakaranlık, açık hava, doğa ve su



AKŞAM

Birden hatırlarsın,
O da seni – – birden bazan:
Nerde, ne yapar şimdi
Parlar bir özlem anılar arasından.

Bu akşam ne garip sözcük
Sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
Akşam. Bilmem bulur muyum
Yollara baksam?

Söner yangın birazdan
Yatışır özlem.
Bir gün karşılaşırız
Bir gün, bir yarım akşam.




BEHÇET NECATİGİL



.
.

Siz hangi şairin şiirlerini okurken kendinizi ayaklarınız yerden kesilmiş gibi hissediyorsunuz?









20 Ağustos 2017

LAVANTA


LAVANTA

Ordadır 

yazın eskittiği otlar arasında 
uzakta bir nehrin gürültüsünü kazar 
masmavi usturalar abanoz ağacına 

Ordadır 
uyuyan bir namlunun sessizliğiyle 
günün sabahlığında 
dudaklarının arasında bir ot, bir ıslık 
iz bırakmaz sisler gibi geçer ağaçların arasından 
varır kendini derinleştiren uçurumlara 

Ordadır, bir devin tavşan uykusunda 
aklında kımıldanan otlar, ağaçlar 
düşünü düşürdüğü sular 
yüzünü bıraktığı sular 
almamış zaman kalmış kireç altında 
çelimsiz bir kabuk başlamış yürek yarası 
ki ne zaman çarşılara çıksa silahsız 
onu vururlar 
göğsünde siyah bir yıldızla 
kalbinde kuruyan bataklık 
kırlara yakın durur, yanık kokulara 

serin çiy vakti çimenlerle konuşur 
ne zamandır çıkmıyor sokaklar açık artırıma 
ıssız bir kil ile gövdesini kateden bir ateştopu 
Kendini sakladığı sular altında 
ve son bir kez: 
ışık ve çamurda kaldı lavanta


ŞAİR : MURATHAN MUNGAN





01 Mayıs 2017

SEVGİ'Lİ AŞK EYLÜL / MEHMET GÖKCÜK




Çocuklar , bebekler söz konusu olduğunda hep anne-bebek, anne-çocuk sevgisi, ilişkilerinden, bağından söz edilir. e kolay değil 9 ay anne karnında taşıyor ve doğuruyor. Babalar hep biraz daha arka planda kalırlar. Ne kadar çokça dile getirmeseler de onlar da çok ama çok severler evlatlarını.

Ben babamdan bilirim. Seni seviyorum sözcüğünü çok dile getirmezdi ama bize karşı tutum, davranışları, bizim için yaptıklarından beni , çocuklarını çok sevdiğini anlardım.




Bu kitap bir şiir kitabı.
Bu kitap bir babanın yazarımız Mehmet Gökcük'ün daha doğmadan , doğacak çocuğuna hitaben kaleme aldığı şiirleri. 
Bir babanın duygularının ; Doğmadan önce, doğduğunda ve doğduktan sonraki duygularını en içten, samimi ve yalın bir dille şiir satırlarında vücut bulmuş hali.

Ne kadar şanslısın EYLÜL.... 
Büyüyüp bu satırları okuduğunda belki sen de babana karşı duygularını kaleme alırsın, biz okuyabilir miyiz orasını bilemem :)

EYLÜL en sevdiğim kız ismidir. Eğer çocuğum kız olsaydı Nisan'da doğmasına rağmen Eylül adını koyacaktım. Ama çok güzel, sağlıklı bir erkek evlat nasip etti Rabbim, şükürler olsun...
Önceden sözleştiğimiz gibi ismini eşim koydu. Ama bana öyle bir jest yaptı ki hayatım boyunca unutamayacağım, aklıma dahi gelmeyecek cinsten... Seni seviyorum sözcüklerine her zaman ihtiyaç duymazsınız , sevdikleriniz öyle bir şey yapar ki kelimeler kifayetsiz kalır söylemek istediklerinizin yanında.





Eylül'ün benim için diğer ihtimamı babamın doğum gününün bu ay olması. Bir sonbahar günü gelip yine bir sonbahar günü ayrıldı aramızdan . Bir sürü yarım kalmışlıklarla bırakarak beni ama tamamlayacağız. Ben de sana yazıyorum Babam ... Seviyorum seni.


Kitabın içinde çok güzel illüstrasyonlar var. Çok keyifli, duygusal, unutulmayacak bir anı Eylül.... 
Şiirlerin yanı sıra, çok anlamlı bir hikaye, mektup ve dua kısmıyla son buluyor kitap. 

Okuyun efendim. Sizler bir babanın bir anne kadar evladını sevip sarmayalayabileceğine şahit olun. Her zaman dile getirmeseler de.... 




KİTAPTAN BİR ŞİİR 

SABRET

Yüreğin üşürse bir gün kızım
Hiçbir yokluğa aldırma
Ellerini, nefesini hissedişine şükret
Güneşi düşle, özle, iste
Elini kalbine koy, dua et
Ve hatırla seni nasıl sevdiğimi
Yansın gönlünde sevda ateşi
Sabret...

14 Ağustos 2016 , İstanbul





TANITIM BÜLTENİNDEN

Sevgi'li Aşk: EYLÜL, bir babanın çocuğu olacağı müjdesini aldığı andan itibaren, heyecan dolu bir bekleyişin gönülden kaleme döküldüğü bir eser olmuş. Yazar Mehmet Gökcük, kızıyla ilgili düşlerini, coşkun evlat aşkını, masal, mektup ve şiirlerle satırlara aktarmış. Bu çok özel, aşk ve özlem dolu satırların, sevgili Eylül Defne'nin de ömrü boyunca önünde ışık olacağına inanıyorum. Bir babanın, daha doğmadan kızına düşlerini hediye ettiği Sevgi'li Aşk: EYLÜL'ün tüm okuyuculara ulaşmasını gönülden temenni ederim.
-Gazeteci-Yazar Nevin Şahin-

"Bir şeyi şiir kılan nedir?" diye sorduğum çok oldu. Doğrusu ya, bu konuda söylenmiş sözler çok da tatmin etmedi beni. Bizzat şiirin kendisinin ölçülebilir ve nesnel olarak tanımlanabilir bir şey olmadığından belki de; bu sorunun da cevabı şudur diyemedim hiç. Yine de bana sorarsanız bir şeyin şiir olması için öncelikle "bir yere" daha da kıymetlisi "birisine" yazılmış olması gerekir. Ben böyle düşünüyorum yıllardır. O sebeple galiba, çok sayıda şair de benim gibi düşünüyor olmalı ki, aşk, şiirin en çok yakışanı en çok ziyaret edileni olmuş.. "Birisine" bir şey söylemenin en güzel ve yakışan yolu şiir olmuş hep, bundan sonra da öyle olacak.

Mehmet Gökcük, kızına yazmış. Heyecan verici değil mi? Yeni doğmuş bir bebeğe babanın verebileceği müthiş bir armağan. Yıllar geçtikçe anlamını daha da bulacak ve kıymetlenecek bir mücevher gibi.. "Birisine" yazarken, onun kendi evladı olması Gökcük'ün şiirini hemencecik başka bir yere taşıyor zaten: Hakikate...

Şiir okurken hep içimden geldiği gibi okumaya uğraştım yıllardır. Belki de o nedenle "içinden geldiği" gibi yazan herkesi çok önemsedim. Mehmet Gökcük de öyle yapmış; içinden geldiği ve hissettiği gibi yazmış şiirlerini. Zamanla bu şiir nereye evrilir, nasıl bir yola akar şimdiden bilemem. Ama bu kitap sadece yazılış gayesi ve gerçek ilhamı ile önemsenmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Yolu açık olsun…
-İbrahim Sadri-










KİTAP KÜNYESİ 

KİTABIN ADI: SEVGİ'Lİ AŞK EYLÜL
YAZAR: MEHMET GÖKCÜK

YAYINEVİ: AZ KİTAP

TÜRÜ: ŞİİR
SAYFA SAYISI: 136
BASKI YILI: 2016








HAYELDAMLASI KİTAPLIĞI

KEYİFLİ OKUMALAR





KESTANELİ PİLAV

  KESTANELİ PİLAV Malzemeler: 2 su bardağı basmati pirinci 1/2 çay bardağı sıvıyağ 10-15 adet haşlanmış kestane 1 çay kaşığı zerdeçal