Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Aralık 2018

THE PROFESSOR AND HIS BELOVED EQUATION





The Professor and His Beloved Equation 
  (Profesör ve Hizmetçi)


Yönetmen: Takashi Koizumi
Senaryo:    Takashi Koizumi , Yoko Ogawa
Yapım Yılı: 2006
Film Türü: Dram, Romantik
Film Dili: Japonca
Oyuncular: Hiroyuki Kitazawa, Shoji Ueda
Ülke: Japonya
Süresi: 1 saat 57 dakika




1 Aralık'ta Yoko Ogawa'nın yazdığı Profesör ve Hizmetçi adlı kitabın yorumunu sizlerle paylaşmış ve filminin de çevrilmiş olduğunu öğrendiğimde mutlaka izlemek istediğimi belirtmiştim. Geçen hafta filmi izledim ve çok beğendim.
Genel olarak birkaç ufak değişiklik  --senaryo gereği bu tip ufak tefek farklar olması normal diye düşünüyorum -- dışında göze batan bariz farklılıklar yoktu.
Sinema filmindeki farklardan biri Kök'ün , üniversitede matematik bölümünü okuyup öğretmen olduktan sonra ilk ders gününde sınıfına girip, derse profesörden başlayarak matematiğe nasıl gönül verdiğiyle başlıyordu. Ve geri dönük anlatılıyordu. Zaman zaman bugüne dönüp sınıfa geliyordu sahneler fakat dediğim gibi bir kopukluk ya da farklılık hissi vermedi hatta daha hoş geldi gözüme. Benim fark ettiğim farklardan bir diğeri ise filmin sonu ve kitabın sonu farklılık arz etmekteydi. O kadar da olacak diyelim ama ben hayal kırıklığı yaşamadım doğrusu.Kitapta betimlemesi yapılan kişiler, evler, tavırlar, çevre aynen filme yansıtılmıştı. Çok uzun bir film olduğu için geçen hafta sonu iki güne bölerek seyrettim ve bugün sizlerle paylaşabiliyorum.

Uzakdoğu edebiyatına ve filmlere karşı biraz önyargılıydım . Çocukken aklıma kazınmış hep kavga dövüş, kanlı sahneler v.s. bu nedenle sanırım hep mesafe koyuşum. Ama artık bu önyargılarımı yıkacağım. Japonların sakin, nahif genel yapılarına ve yansıyan yaşam tarzına hayranım. Bundan sonra daha sık paylaşabilirim sizinle belki. Yıllar önce okuduğum bir kitap vardı adını şu an hatırlayamıyorum , kitabı bir kez daha gözden geçirip sizlerle de paylaşmak istiyorum. 


Filmi ben youtube'tan izledim. Film kalitesi çekim olduğu için iyi değildi ama idare ettim. Sürekli film izlediğim sitelerden bulamadım. Ya başka yere yönlendirme yapıyorlardı ya da indirmem gerekiyordu. 


FİLMİN KONUSU:

Matematik profesörü bir tiyatro gösterisi sonrası evine dönerken trafik kazası geçirir. Kaza sonrası hafızasını kaybeder. O günden sonra sadece yaşamında son 80 dakikayı hatırlar , öncesi yoktur. Bu nedenle hep geçmişte yaşar ,şimdi yoktur. Hatırlaması için önemli noktaları bir kağıda yazar ve ceketine iliştirir. Bakımını sağlamak için bir şirket tarafında evine gelen hizmetçi ve oğlu ( sonrasında Profesör küçük oğlana KÖK adını verecektir) na matematikle ilgili bilgiler vermeye başlar. Hiçbir şey hatırlamamasına rağmen matematikle ilgili hiçbir şeyi unutmaz. 



İYİ SEYİRLER


HAYELDAMLASI


17 Ağustos 2018

FİLM ÖNERİSİ .................. BOOK THİEF / KİTAP HIRSIZI







BOOK THİEF / KİTAP HIRSIZI


Film Adı: Kitap Hırsızı
Orijinal İsmi : The Book Thief
Yönetmen: Brian Percival
Senaryo: Michael Petroni
Yapımcı: Karen Rosenfelt
Oyuncular: Geoffrey Rush, Emily Watson , Sophie Nelisse, Nico Liersch
Tür : Dram , Savaş
Yapımı : 2013  
Süre: 125dk








Kitap Hırsızı Film Konusu
2005′de yayınlanan Markus Zusak’ın ikinci dünya savaşı sırasında Liesel adındaki ufak bir kızın yaşadıklarını bilindik ikinci dünya savaşı filmleri çerçevesinin dışında aktarmış. Savaşın günlük yaşantılara etkilerinin dışında ufak bir kız çocuğunun üzerinden kurgulanıyor. Liesel savaşın başladığı sıralarda Almanya’da dokuzlu yaşlarındayken bir aile tarafından manevi kızları olarak alınır. Ailesini çok seven ve onların evlerine aldığı sığınmacı Max sayesinde okumayı öğrenir. Bu sayede ise kitaplarla arasında sıkı bir bağ kurar. Etraflarında her türlü trajedi, heyecan ve savaşın hayatlarına soktuğu bütün kötülükler, onların kelimeler ve kitaplarla oluşturduğu hayal dünyası sayesinde aşılabilir…














Ben Derim Ki....

Kitabını okumadan filmini izlemek kısmet oldu. İçinde kitap konusu geçen her kitabı ve filmi izlerim o nedenle kitabı ilk baskısı 2012 diye hatırlıyorum ve bir yıl sonra filmi çekilmiş. Kitabını okumadığım için senaryo ne kadar kitaba bağlı kalmış o konuda fikir yürütemeyeceğim. Eğer bir kitabın filmi yapıldıysa okumuşsam izlerim fakat önce filmi izlemişsem kitabı okuyamıyorum. Sizde durumlar böyle mi ????


Film Almanya’da geçiyor 1938-1941 yılları arasında savaş zamanını ve yaşayan ailelerin dramını gözler önüne seriyor. Konu ve aktarımı çok iyi . Liesel evlatlık verildiği ailenin yanında evin erkeği baba dediği adamdan ve daha sonra evlerine sığınan Markstan okuma öğreniyor. Savaşın getirisi öfkeyi , yoksulluğu, çaresizliği kitaplara sığınarak soyutlamaya çalışıyor kendisinden. Burda Nazilerin zulüm yapan değil tersi evi yurdu bombalanan Almanlar tarafından ele elınmış. Sadece filmin içinde yer yer Almancanın da olduğu replikler tam çevrilmemiş. Böyle olunca biraz kopukluk oluyor.

Filmde Liesel ve sınıf arkadaşı ayrıca komşusu  Rudy'nin dostlukları gözlerimi doldurdu.

Ama yine de seyredilmeye değer bir film, tavsiye ederim.





FİLMİN OYUNCULARI













haYELDAmlası

01 Ağustos 2018

FİLM ÖNERİSİ ------- JOY




Film Yönetmeni: David O. Russell 
Oyuncular: Jennifer Lawrence, Bradley Cooper ve Roberto DeNiro
Yapım Yılı : 2015
Türü : Biyografik Drama

Ödüller: Altın Küre Müzikal veya Komedi Dalında En İyi Kadın Sinema Oyuncusu Ödülü



ÖZET   

Joy henüz küçüklüğünden itibaren hayal gücü çok gelişmiş olan, yeni icatlar üretme peşinde bir kızdır. Hayatında, ailesinde yaşadığı zorluklara rağmen üretkenliğini hiç yitirmez; günlük yaşamda pratik konulara dair elinden her türlü iş gelir. Bu arada boşandığı eşi, sorunlu annesi, ilgi isteyen iki küçük çocuğu ve yarı belalı babasıyla "normal" bir hayat sürdürmeye çalışır. Fakat bir gün her şey canına tak eder ve Joy yarım bıraktığı hayallerinin bir notkasından tutmak için yeniden kolları sıvar... 



BEN DERİM Kİ

Bu filmi izlemek için mutlaka zaman yaratın, telefonunuzu kapatın ve hayatı sessize alın. Çok uzun süredir film önermediğimi gördüm çok fazla seyredemediğimden dolayı. Ama hislerim beni yanıltmadı bu film hakkında. Bir kadının tüm yanlışlara, yoluna ot tıkamaya çalışanlara karşı nasıl dik durduğunu ve her şeyin üstesinden gelmek için SABIR, AZİM, İNANÇ, HIRS kavramlarını harmanlayıp doğru sıralamada , tüm kötülüklere karşı nasıl VAROLABİLDİĞİNİ anlatıyor. 

.
Ne desem eksik kalacak en iyisi siz izleyin


Oyuncu kadrosu da süpeeer bu arada 


İyi seyirler  💜






OYUNCU KADROSU






30 Ocak 2018

SİNEMA VE BEN /// MİM

Sevgili blogger dostum ŞULE beni pek keyifli bir mim ile MİMlemiş 😉😊

Bol miktarda ve dozda SİNEMA içerir. Hemennnn bir düşünüp cevaplarımı yazıyorum 😍


1 ) Sinemada İlk İzlediğin FİLM?

Unutamadığım efsane filmlerdendir. Net olarak bu filmi hatırlıyorum sinemada seyrettiklerim içerisinde. Ve tabi sonrasında sayısız kere seyrettim ve her defasında aynı duyguları hissederek izlediğim tek filmdir.









2) Film en güzel ........... evde/sinema'da izlenir?

Evde rahat gibi görünse de bir film izlerken dikkatini dağıtacak öğeler olduğu için sinemada izlemek daha keyifli ve kesintisiz 😉



3) Film İzlerken Olmazsa Olmazın Var Mı? Varsa Neler?


Sadece sessizlik.......


a- Tek başına mı kalabalık mı?

Tek başıma...


b- Mısır mı cips mi ?


Hiçbiri , çünkü birşey yerken çıkan sesler tüm dikkatimi dağıtır 😑
c- İki boyutlu mu üç boyutlu mu?


Filmine göre değişir genelde iki boyutlu yeterli bence. Çünkü o gözlük bile ben de rahatsızlık yaratır. Ama bazı animasyon filmlerinde güzel oluyor 💗


d- Avm sineması mı sokak sineması mı?


AVM sinemasında . Gayet temiz, konforlu, bir de ben keyfime düşkün olduğum için 😁 öncesi ve sonrasında çay, kahve seçenekleri bulmak açısından elimin altında avm'leri tercih ederim 😉


e- Filmden önce fragmanını izlemek mi yorumunu okumak mı?


Fragmanı izlemek tercihim. Her şeyde olduğu gibi bir film hakkındaki düşünceler de görecelidir. O nedenle olumlu, olumsuz etkilenmemek adına önce izlerim , sonra yorumları okurum.






İşte benim MİMlediğim arkadaşlarım. Bu postu gören herkes katılabilirrrrrr . Bana da yorum bırakmayı unutmayın LÜTFEN 💗


Kuzununannesi

YaseminKokuluBirHayat

Kozmokitap

Dağınıkanne

Kağıttandünyam




HAYELDAMLASI 💜💛💙💜

19 Ağustos 2017

BALERİN VE AFACAN MUCİT



Merhaba, geçen gün oğlumla BALERİN VE AFACAN MUCİT adlı animasyon filmi izlemeye gittik. Normal filmlerden daha çok severim inanın :) Hele yapım aşamalarını düşündükçe daha zor meydana getirildiğini düşünmüşümdür. Animasyon film deyince ilk akla gelen çocuklara hitap etmesidir. Öyle değil mi? Çizgiler, karakterler, allanıp pullanır gerçekmiş gibi yansır ekrana. Genelde dostluk, iyilik, şefkat, umut v.s. gibi temalar filmin bütününe yayılır. Bunların yanısıra kötüler ve kötülükler dolayısıyla yalan , riya ve sahtekarlık ta vardır. Ama bunların çocuklara nasıl verildiği önemli. Özendirerek mi;? yoksa doğru ile yanlışı ayırt edebilecek şekilde mi;? Tabi burada yaşları da göz önüne alınmalı.


BALERİN VE AFACAN MUCİT

 🎥 film ; Paris'in köylerinden birinde yetimhanede iki dost olan Felicia ve Victor'un hayallerini gerçekleştirmelerini anlatan bir öyküyü anlatıyor. Tabi bunu yetimhanede yapamayacaklarını bilen afacan ikili kaçarak Paris'e gelirler. Felicia başarılı ve ünlü bir dansçı, Victor ise mucit olmak istemektedir. .

Onları bekleyen tehlikeler ve bunlarla başa çıkabilme yolları anlatılıyor. .









YORUMUM →→→→

Bana yanlış gelen şeyse, bu söyleyeceğim nokta tüm dizi ve filmlerde görürüz ama animasyon filmi söz konusu olduğunda, hitap ettikleri kitle çocukları gösterdiği için bana yanlış geliyor 

👉👉👉 her şeye yalanlarla başlamak !!! Önünde sonunda bu yalanlar bir yerde patlak veriyor belki bedeli daha ağır oluyor bu noktada dürüstlüğün daha çok vurgulanması gerektiğini düşünüyorum. .

👉👉👉 Diğer bir nokta ise bu filmdeki bir sahneyi gözönüne alarak söylüyorum. Bir gece çocukların beraber dışarı çıkıp bir bara gitmeleri ve orada - kendilerinden başka çocuk elbette yok- yetişkinlerle vakit geçirmeleri, dans etmeleri , çılgınca eğlenmeleri v.s. Bunu seyreden çocuklar yeterli eğitim almadıysa bunu yapabileceklerini düşüneceklerdir. Mesaj verirken daha dikkatli olunması gerektiği kanaatindeyim. Özellikle çocuklara hitap eden filmlerde. . .

👉👉👉 Bunun yanısıra dostluk, sağduyu, hoşgörü, karşılıksız iyilikte yapılabileceği, iyilerin de kazandığı bir dünyanın olduğu da vurgulanmış. Bunları da gözardı etmeyelim 😉

👉👉👉Bundan sonra ebeveynler öncelikli izleyip sonra çocuklarına mı izlettirse acaba 😏














Vizyon Tarihi     : 4 Ağustos 2017
Yapımı                : 2016 - Fransa, Kanada
Tür                     :  Animasyon
Süre                   :  89 dk.
Yönetmen          : Eric Summer , Eric Warin
Seslendirenler  :  Fatih Özkul ,  Sabanur Aksoy ,  Kadir Özübek ,  Füsun Kokucu ,  Yaşar Karakulak
Senaryo             :  Laurent Zeitoun ,  Carol Noble ,  Eric Summer
Yapımcı              :  ,  



 



İYİ SEYİRLER







06 Nisan 2017

TİFFANY'DE KAHVALTI / TRUMAN CAPOTE



                                                       KİTABIN KONUSU

Holly New York'ta yaşamaktadır. Lükse, şatafata, gece hayatına ve erkeklere oldukça düşkündür. Partiler arası yaşamaktadır. En büyük hayali zengin bir kocayla evlenip istediği herşeyi elde etmektir. Apartmana yeni taşınan Paul ile zaman geçtikçe yakınlaşmışlardır. En iyi dostu, sırdaşı olmuştur. Fakat kendisinin bile unutmak istediği geçmişteki bir sırrı karşısına dikilir. Ve bundan sonra olaylar farklı bir çehre edinir. 



                                                           KİTAP  YORUMUM


Bir sabah elime alıp akşamüstü bitirdiğim hoş bir kitap "Tiffany'de Kahvaltı". Kasım 2016 da filmini izledim. Ve kitabını okuduktan sonra karşılaştıracağımı yazmışım. Çünkü genelde kitapla film senaryoları birbirinden farklı olup okurunu ve izleyicisini şaşırtabiliyor. Ben her ikisi arasında iki temel fark gördüm. 📚 🎥 Biri kitapta Paul 'ün zengin nişanlısından bahsedilmiyor ama filmde bu karakter var epeyce rolü de mevcut. 📚 🎥 Bir diğeri kitabın sonunda Holly ve Paul biraraya gelmiyorlar filmde ise mutlu sonla her ikisinin birlikte olmasıyla bitiyor. Bu ikisi dışında hiç fark yok. Kitabı okurken film kareleri birebir gözümün önünden geçti diyebilirim. 



YAYINEVİ :           SEL YAYINCILIK
ÇEVİRMEN :        MERAL ALAKUŞ
SAYFA SAYISI :    128
BASIM YILI :        2016  

ARKA KAPAK : 1940'lı yılların New York'unda hareketli cemiyet hayatı öğleden sonra barlarda içilen martinilerle başlar, Tiffany'de edilen şampanyalı kahvaltılar ile son bulurdu. Bu renkli hayatın ilginç simalarından Holly Golightly, küçük dairesinde erkek arkadaşları için verdiği ev partileri ile dikkat çekiyordu. Görünüşte eğlenceli ama yüzeysel bir hayat süren bir çocuk-kadın olan Holly Golightly'nin yaşamı çözülmeyi bekleyen gizemlerle yüklüydü. Genç bir yazar adayı ise bu gizemleri çözmek için çoktan yola çıkmıştı bile... Truman Capote'nin bir klasik haline gelen bu uzun öyküsü filme çekildiğinde gizemli ve hüzünlü kadın karakteri ile sinemada da yankı uyandırmış, hem okurların hem de izleyicilerin belleğinde iz bırakmıştır.




21 KASIM 2016 TARİHİNDE İLK OLARAK FİLMİNİ İZLEMİŞİM. O DÖNEMDE YORUMUMU AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE PAYLAŞMIŞIM SOSYAL MEDYA HESAPLARIMDA. 

TİFFANY'S BREAKFEAST


👉👉👉👉👉👉👉 Breakfeast at Tiffany (Tiffany'de Kahvaltı) Trumar Capote 'nin 1958 yılında yazdığı aynı adlı romanından 1961 yılında beyazperdeye uyarlanmış. Romanı geçen hafta kitap fuarından aldım henüz okumadım. Okuduktan sonra aradaki farkları da yazarım
Filme gelecek olursak; Holly (Audrey Hepburn) kendini mutsuz hissettiği gecelerin sabahında kahvesi ve çöreğiyle beraber NY'ta dünyaca ünlü mücevher markası Tiffany'nin vitrininin önünde kahvaltısını yapar, vitrindeki gözalıcı mücevherleri seyrederek kendine bir çeşit terapi uygulamaktadır. Üst katına yeni taşınan Paul ile garip bir karşılaşma sonucu tanışır. Paul bir yazardır ve zengin sevgilisinin tuttuğu evde yaşamaya başlar. Her ikisi de hayata bir yerlerinden tutunmaya çalışırlar. Ve başlarına gelen sıralı talihsizliklerden sonra birbirlerine ait olduklarını anlarlar.
Anlatımı sade ve ağır kalabilen sahneler, çok hareketlilik yok. Bazı sahneler gereksiz yere uzatılmış. Buna rağmen Audrey Hepburn güzelliği, zarafeti ve alımı ile seyirciyi kendine bağlamayı başarıyor.


KEYİFLİ OKUMALAR 
HAYELDAMLASI KİTAPLIĞI


21 Ağustos 2016

KADIN DAYANIŞMASI ÜZERİNE 10 FİLM



Filmseverler için harika bir liste geliyor şimdi. Mehmet AÇAR'ın HT Pazar  Temmuz yazılarından. Kadın dayanışmalarını konu alan 10 filmi tanıtmış bizlere ben de sizlere aynen aktarıyorum . İyi seyirler....


Bagdad Cafe - 1988
Yönetmen: Percy Adlon 
Orta yaşlı bir Alman kadını olan Jasmin, eşiyle yaptığı kavganın ardından otomobilin kapısını çarpar ve iner. Elinde valiziyle ABD’deki bir çölde tek başınadır. Bulduğu ilk mola yerine girer ve oda ister... Bu, onun için yeni bir hayatın başlangıcıdır. Otel sahibi Brenda’nın desteğiyle Jasmin, yeni heyecanlar yaşar, kadınlığını keşfeder ve hatta kendine yeni bir iş bulur. Birçok ankette 1988’in en iyi filmlerinden biri seçilmişti.


Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar - 1988 
(Mujeres al borde de un ataque de nervios) Yönetmen: Pedro Almodovar 
Pepa, kendisini başka bir kadın için terk eden sevgilisine ulaşmak, onunla yüz yüze konuşmak için elinden geleni yapar... Pepa bu süre içinde sevgilisinin bir oğlu olduğunu öğrenir ve psikolojik sorunlar yaşayan ilk eşiyle tanışır. Bu arada arkadaşı Candera, onun evine sığınmıştır... Seyri son derece keyifli bu Almodovar klasiği, kadınların bir araya gelince, acılarla çok daha iyi baş edeceklerinin altını çizer.


Çelik Manolyalar - 1989 (Steel Magnolias) 
Yönetmen: Herbert Ross 

Louisiana’daki bir güzellik salonunda bir araya gelip dedikodu yapan ve birlikte iyi vakit geçiren farklı kuşaklardan 6 kadının öyküsü... Hayat hiçbirisi için kolay olmasa da sıkıntıları aşmanın bir yolunu hep bulurlar. Kuşkusuz, aşamayacakları sıkıntılar da vardır... Bir komedi gibi başlayan ama giderek hüzün duygusunun baskın çıktığı film, harika diyalogları ve mütevazı öyküsüyle seyircileri yakalamayı, etkilemeyi başarıyor


Kızarmış Yeşil Domatesler - 1991 (Fried Green Tomatoes) 
Yönetmen: Jon Avnet 

Evliliğiyle ilgili sorunlar yaşayan Evelyn, ziyarete gittiği bakımevinde Ninny ile karşılaşır. Ninny, ona 50 yıl önce ABD’nin güneyinde yaşayan ve çevrelerindeki toplumsal baskıya, hoşgörüsüzlüğe karşı direnen iki genç kadının öyküsünü anlatır. Evelyn, öyküyü dinledikçe hayatına farklı gözlerle bakmaya başlar.. Irkçılığa, bağnazlığa ve erkek baskısına karşı kadın dayanışmasını öneren gerçekçi ve iyimser bir film.


Thelma ve Louise - 1991 (Thelma & Louise)
Yönetmen: Ridlay Scott

Hayatlarındaki erkeklerin maddi-manevi baskılarından bunalan ev kadını Thelma ile garson Louise, her şeyi boşverip yola çıkarlar. Amaçları, birlikte özgürce vakit geçirmektir. Louise, Thelma’ya tecavüze yeltenen bir erkeği öldürünce polis peşlerine düşer. İki kadının yolculuğu feminist bir isyana dönüşmüştür artık... Callie Khouri’nin senaryosundan çekilen film, eğlenceli olduğu kadar politik bir nitelik de taşıyor.


Takvim Kızları - 2003 (Calendar Girls) 
Yönetmen: Nigel Cole 

Gerçek olaylardan yola çıkan film, yerel hastaneye bağış toplamak isteyen bir grup kadının öyküsünü anlatır. Chris, hayır amaçlı satılan ve yıllardır hiç para getirmeyen takvim için hep birlikte soyunup poz vermeyi önerir. Daha önce kameraların önünde hiç soyunmamış orta yaşlı kadınlar için çılgın bir fikirdir bu... Ama kadın dayanışmasıyla her şeyin altından kalkmayı başaracaklardır. Mütevazı ve eğlenceli bir İngiliz komedisi.


Kötü Kızlar - 2004 (Mean Girls) 
Yönetmen: Mark Waters 

Antropolog ebeveynleri nedeniyle eğitim hayatına Afrika’da başlayan Cady, ABD’de kaydolduğu yeni lisede, herkesi dış görünüşüne göre değerlendiren öğrencilerin dogmatik kültürleriyle karşılaştığında şok yaşar... Bu lise cehenneminden tek çıkış yolu, kız dayanışmasıdır. Senaryosunu Tina Fey’in yazdığı film, Amerikan gençlik filmlerinin klişelerinden uzak, eğlenceli bir hikâye anlatıyor.


Duyguların Rengi - 2011 (The Help) 
Yönetmen: Tate Taylor 

Yoğun bir ırkçılığın hüküm sürdüğü 1960’lı yılların Mississippi’sinde, kölelik koşullarında çalışan hizmetçilerin tanıklıklarını kitaplaştırmak isteyen genç bir kadının öyküsü... Bir yanda hizmetçilere psikolojik şiddet uygulayan ve sürü gibi hareket eden beyaz kadınlar; diğer yanda ise geleneklere karşı gelerek kendi yollarını çizmeye çalışan kadınlar... Biraz iyimser ve duygusal olsa da özellikle dönem üzerine yaptığı ayrıntılı gözlemlerle öne çıkan bir film.


Nedimeler - 2011 (Bridesmaids)
Yönetmen: Paul Feig 

Hollywood tarzı duygusal kadın filmlerine gerçekçi ve eğlenceli bir alternatif... Annie, Lillian’ın baş nedimeliğini yapacağım derken yanlış tercihleri ve sorumsuzluklarıyla her şeyi yüzüne gözüne bulaştırır... Gösterişe dönüşmüş evlilik ritüellerine hınzır bir gözle bakan “Nedimeler”, kadınların sinir krizlerine, çıkardıkları rezilliklere bir tür isyan ve kurtuluş gözüyle bakıyor. Öyle ki filmde her şey, ancak iyice parçalanıp dağıldıktan sonra doğru yola giriyor...


Diren: Zamanı Geldi - 2015 (Suffragette)
Yönetmen: Sarah Gavron 

Geçtiğimiz yüzyılın başlarında İngiltere’de oy hakkı için mücadele eden ve “süfrajet” olarak anılan kadınları anlatan film, feminist mücadele tarihi açısından önemli bir dönemi ele alıyor. Tarihsel kişiliklere ve olaylara işçi sınıfından genç bir kadının gözünden bakan film, bir bilinçlenme sürecini, polis ve devlet baskısının şiddetiyle getiriyor karşımıza. Farklı sınıflar ve kültürlerden gelen İngiliz kadınların erkek egemen sisteme isyanları ve direnişleri görmeye değer...

KESTANELİ PİLAV

  KESTANELİ PİLAV Malzemeler: 2 su bardağı basmati pirinci 1/2 çay bardağı sıvıyağ 10-15 adet haşlanmış kestane 1 çay kaşığı zerdeçal