İskender Pala etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İskender Pala etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2017

AŞKNAME / İSKENDER PALA




AŞKNAME 

İskender Pala'nın okuduğum en güzel kitapları arasında yerini aldı. 16. yy civarında geçen 5 ayrı hikayeden oluşuyor kitap , birbirinden bağımsız. O dönem yaşanan aşklar ve aşıkların tüm hissiyatları o kadar güzel işlenmiş ki.... Klasikleri okuduysanız oradaki aşk hikayeleri hakkında fikriniz vardır. Birbirlerini delice seven aşıklar, birbirlerine karşı hissettikleri, kavuşamamaları buna rağmen hiç umudunu yitirmeyenler, haberleşemeseler bile duydukları hislerin derin hissiyatıyla senelerce kavuşmak için beklemeleri, çektikleri sıkıntı, ıztırab, sevinç, mutluluk, hüzün, az da olsa kavuşanlarda oluşan bir eksiklik duygusu mutlu olmayı beklerken tam tersi mutsuzluğa yelken açanlar.....  
Kitabı bitirdikten sonra düşündüm de , şimdiki tüketilen aşklarla uzaktan yakından ilgisi yok 😔
Divan edebiyatı ve gazeli seviyorsanız bu kitap tam size göre lakin bol bol şiir okuyacaksınız 😉



SON SÖZ 👇👇👇

 👉👉👉👉👉 Hayal hatun ve Şairi, Ebubekir Efendi ile Tiryandafila'yı, Şair Ali Ruhi ile Ruhsarı, aşki İlyas ile Cemile'yi, Sadi Çelebi ile Ceyda nın şiirlere konu olan aşkları sizi bekliyor. Anladım ki âşık olmak öyle kolay değil, günümüzdeki gibi tüketim yok, sabır var, beklemek var, senin olamayacağını bilsen de o gözler başkasını yâr etmiyor kalbe 💕💕💕💕

İlk iki hikaye 💭💭💭💭 beni en çok etkileyenler oldu. Okurken yabancı kelimelerin çokça kullanıldığı diğerlerinde sıkıldım açıkçası ama günümüz Türkçesi ile de çok anlam ifade etmezdi diye düşünüyorum. 


KİTAPTAN ALINTI
💗
"sevgi yan yana durup aynı hedefe bakmak olmalı"

💗
 "Feryâd ki feryâdıma imdad edecek yok
Efsûs ki gamdan beni âzâd edecek yok
Te'sir-i mahabbetle yıkılmış güzel ammâ
Virâne dili bir dahi âbâd edecek yok
Yâ Râb ne içün zâr Nigâr'ı şu cihânda
Nâşâd edecek çoksa da bir şâd edecek yok


ARKA KAPAK 

Bütün iyi dilekler ve selamlardan sonra...
Dilenciden sultana, köleden efendiye
Hânım hey!..
Sen ki muhabbet gülistanıma revnak bağışlayanım, efendimsin,
Sen ki arzum, emelim, hicranım ve elemimsin,
Ayrılığından dolayı yardım dilenmeye takatim yok senden, kapında kendini kaybedenlere gıptayla geçen ömrümde bir takate de ihtiyacım kalmadı artık. Sevgili eşiğinde ölene değil sağ kalana şaşmak gerekir, der bir bilge ama ben senden uzakta, aşkınla hasta, ama aşk sayesinde sıhhatteyim. Araya bunca yılın hasreti girmişken bir gün seni görmeye dayanabilir miyim bilmem, ama her sabah seni görüyor ve yüzünden aldığı güzellik ile insan içine çıkıyor diye güneşe, eşiğini döne dolaşa senden nur çalıyor diye her akşam mehtaba bakıyorum, bilesin. "Bugün nasılsın ey kâinatın başı dönmüş yıldızı?" diyorum ona, hasbıhal ediyorum; "Ne haldedir sevgilim, hoş mudur, sofaca mıdır İstanbullar sultanı bugün?" diye tekrar soruyorum. "Hiç benim bulunduğum yerden daha kederli bir âleme doğdun mu sen; hiç aşkta altüst olmuş bencileyin bir firkatzede üzerine parladın mı?" diye sitem ediyorum bazen... Velhasıl günlerce ve gecelerce güneşlere ve aylara durmadan ve dinlenmeden seni soruyorum, hâlâ bir haberini alamayışımı şikâyetle söylüyor, anlatıyorum. Senin beni unutma ihtimalini hatırlayıp çıldırıyorum bazı günler ve bazı geceler yüzünü eskisi gibi hayal edemeyeceğimden korkup kahroluyorum. Sonra tevbeler ediyorum. Seni unutma ihtimalini düşündüğüm için.









KİTAP KÜNYESİ

KİTABIN ADI : AŞKNAME
YAZAR : İSKENDER PALA 
YAYINEVİ : KAPI YAYINLARI
TÜRÜ : EDEBİYAT / TARİH
SAYFA SAYISI : 225
BASKI YILI : 2016











haYELDAmlası kitaplığı

Keyifli Okumalar

17 Ağustos 2017

KATRE-İ MATEM / İSKENDER PALA



Her ay bir İskender Pala etkinliğimizde temmuz ayında Katre-i Matem okundu fakat temmuz ayında başlamama rağmen ağustos ayının ilk haftası bitirebildim . Henüz girebiliyorum bloguma :( 
Tatil modu -henüz tam anlamıyla yapamamış olsam da - sıcaklar, okulların tatil olması ve çocuklarla geçirilen zaman ve yapılan etkinlikler okuma zamanımdan çalsa da bu yaşlarının geri gelmeyeceğini varsayarsak bir kayıp değil bir kazanç olarak bakabiliriz. Okulların açılması ve havaların soğuyacağı önümüzdeki kış günlerinde eski tempoyu yakalarız diyorum ve kitap hakkında bilgi, yorum, alıntı ve arka kapak yazısıyla sizleri başbaşa bırakıyorum. 



YORUMUM 

Yine güzel bir İskender Pala kitabı okudum ama ruh-i haliyetimden olsa gerek, yabancı kelimelerin çokluğu, yer yer anlatımın yavaşlaması ve uzaması sebebiyle  uzun sürede okudum diyebilirim.
Bu defa Lâle Devri ve Patrona Halil İsyanları dönemini anlatan romanda olmazsa olmaz iki tutkulu  aşk ta vardı. Bölümlerin sonunda derkenar başlığı altında kıssadan hisse çıkartılacak kısa öyküler bulunmaktaydı. Bana ilgi çekici geldi bu kısmı  Romanın sonu ise ucu açık geldi bana. Ya gerçek olayları araştırıp bir son yazarsınız ya da tamamen hayalgücüne bırakırsınız 😉
.
Okuyacak olanlara keyifli okumalar
KATRE-İ MATEM den KATRE-İ HAYAT A geçişi bir deneyimleyin bakalım . .

HAŞİYE ....... Kitabı okurken arka fonda yavaş yavaş Sibel Can'dan LALE DEVRİ çocuklarıyız biz  şarkısını dinlemeyi unutmayın. Özellikle geçişlerde 

KİTAPTAN ALINTI

Lale ile acı gerçekler mutlu düşlere, paslı demirler parlak gümüşlere, yavuz bakışlar tatlı gülüşlere döner birden ; lale ile uğruna cam verilecek bir sevgili yaşar içimde. Lale, bağıma taç ve ben ona muhtaç.


ARKA KAPAK 

Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala’nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.
İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul’u, hatta tüm Osmanlı’yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.
İskender Pala, Katre-i Matem’de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul’da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin’in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.
Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı canından; Sultan III. Ahmet’i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali’nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark’ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet’i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul’u ve Sadabat’ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.







KİTAP KÜNYESİ 

KİTABIN ADI: KATRE-İ MATEM

YAZAR: İSKENDER PALA

YAYINEVİ: KAPI YAYINLARI
TÜRÜ: TARİH / EDEBİYAT
SAYFA SAYISI: 480
BASKI YILI: 2009









HAYELDAMLASI KİTAPLIĞI

KEYİFLİ OKUMALAR






26 Nisan 2017

BÜLBÜLÜN KIRK ŞARKISI / İSKENDER PALA



Tadına doyum olmayan, bir başucu kitabını daha bitirmiş ve sizlerle kalben 💕💗💖paylaşıyorum.
İskender Pala farklı yorumuyla peygamber efendimiz Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) in hayatını kaleme almış.
Bülbülün güle aşkı anlatılıyor. Şöyle ki kitap başından sonuna BÜLBÜL'ün ağzından aktarılıyor. Peygamber efendimize kitapta başından sonuna GÜLÜM hitabı ile yaklaşılıyor. İki farklı yazardan daha okumuştum EFENDİMİZİN hayatını. Daha önceki postlarda bulabilirsiniz o kitaplarla ilgili yorumlarımı. Burada ise anlatım daha masalsı bir tad ile verilmiş okuyucuya.  Akıcı bir dil ile sıkmadan, yormadan. Hiç kesintiye uğramadan dahi bir oturuşta okunup bitirilebilecek bir lezzette olmuş kitap . 









TANITIM BÜLTENİNDEN 
Selamlar ki, şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir, elbette onadır. Hasretler ki, âşıkların avazı kadar yanıktır, elbette onadır. Övgüler ki, özlem sözlerince füzûn ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun, ona, hep ona, hep onadır. O ki güldür, o ki sevgilidir, bütün mecburiyetler onadır. 

Çölde alevlerle küfürler kavururken insanlığı ve bir gün ortasında kızıl kayalara çarparken vahşetlerin tutuşturduğu dalga dalga nefesler, bir melek adını andı onun. Sözcükler henüz yetim, sevgiler hançer sokumlarına mahkûmdu. Goncalardan kan damlıyordu gülistanlara ve çırçır böceklerinin rüya aralığında cinayetler işleniyor; babalar kızlarını toprağa diri diri gömüyordu. Cinnet karargâhına dönen yüreklerde hep aynı boşluk vardı ve masum kelebekler çarmıha geriliyordu, yalnızca masum oldukları için...

Zaman öyle bir zaman, mekân öyle bir mekândı… Ebabiller kara yere kararken Ebrehe'nin fillerini, gonca ana rahminde yetim kalıverdi. Kâbe'nin duvarını bir kırlangıç kucaklamıştı oysa, çığlık çığlığa… Ardından bir şair kollarını açıp haykırmıştı:

"Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!.. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!.. Yaklaşıyor yaklaş…"
Avizesi cevzâ, ışığı dolunay idi gecenin... Yaklaşmakta olan, bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne. Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti. Bir bülbül gülün aşkına yanmış, yanmaktan kana boyanmıştı. Anlatıyordu:
Zamân o gül gibi gül görmedi zamân olalı
Gülün güzelliği dillerde dâsitân olalı Peygamber Efendimizin hayat hikâyesi… 
İskender Pala'nın güçlü kaleminden…







KİTAP KÜNYESİ 

KİTABIN ADI: BÜLBÜLÜN KIRK ŞARKISI
YAZAR: İSKENDER PALA
YAYINEVİ: KAPI YAYINLARI
TÜRÜ: İSLAM DİZİSİ
SAYFA SAYISI: 590
BASKI YILI: 2016











HAYELDAMLASI KİTAPLIĞI 
KEYİFLİ OKUMALAR



20 Mart 2017

KARUN VE ANARŞİST / İSKENDER PALA





KİTAP KÜNYESİ

ADI : KARUN VE ANARŞİST
YAZAR : İSKENDER PALA 
YAYINEVİ : KAPI YAYINLARI
BASIM TARİHİ : 2017
SAYFA SAYISI : 320
TÜRÜ : ROMAN / TARİHİ ROMAN

ARKA KAPAK

 Tarih bir ayna… Aynayı kaplayan bir dilemma…

Kutsal Hermos'un suyuna karışan altının rengi hızla kan kızılına dönüşürken; kâhinler yaklaşan büyük savaşın haberini vermiş, tekinsiz bir hava zengin Lidya diyarını sarıp sarmalamıştı. Bir cephede güçlü askerleri ve görkemli hazineleriyle Aslan Kral Krezüs nam-ı diğer Karun; diğer cephede terk edildiği ölümü alt edip Pers diyarına hükmedecek olan Keyhüsrev.

Ve aynada sır dolu bir yansıma; tarihin öteki yüzünde devam eden karanlık…

Bir darbeye koşan Türkiye'de polis sirenleri yeri göğü inletiyor, silah sesleri sloganlara karışıyordu. Günleri ve geceleri esir alan terör, sokak çatışmaları, soygunlar, cinayetler her şehirde, her sokaktaydı. Kültür ve sanat kana bulanacaktı. Savrulan hayatlar, imkânsız aşklar…

Kim haklıydı? Ah!..

Karun ve Anarşist, tarihin akışını belirleyen hırsların ve tarihi aşan aşkların romanı. Coğrafyamızın kaderine bilgece bir bakış. İskender Pala'nın hep zevkle okunan usta kaleminden…



KİTAPTAN ALINTI

"Mutlu insan, yalnızca midesi doyan değil, bilakis ruhu ve gönlü doyan insandır" demişti Solon.

S (80)

  


KİTAP KONUSU VE YORUMUM

Öncelikle şunu söylemek istiyorum  İskender Pala'nın ilk okuduğum romanı oldu. 2 kitabı daha olmasına rağmen ilk defa bu kitabını instagramda büyük bir toplulukla *kitapfidanı yaparak okuduk. Ve tarih kitaplarıyla çok arası olmayan ben iki günde hiç bırakmak istemeden okuyup bitirdim. 
Yazar tarihsel olayları o kadar güzel kurgu ve diyaloglarla anlatıyor ki beğenmemek mümkün değil. 
Kitap iki farklı zamanda geçiyor arada yüzyıllar geçen. İlk bölüm ALTIN adını taşıyor ve MÖ. 540'lı yıllarda Lidya Kralı Aslan Kral Karun ile Pers Kralı Keyhüsrev arasındaki iktidar, güç, para, hırs, intikam ve savaşları anlatıyor. 
İkinci bölüm AYNA adını taşıyor. Zaman 20.yy 1970'li yıllar. Darbe, ihtilal, sağcı, solcu olaylarının yaşandığı , taraf olmaksızın, sorgulamadan, zamanın getirdiklerini anlatan bir dilde yazılmış. 
İlk ve ikinci bölümler adını da taşıdığı üzere ayna görevi görüyor zamanlar birbirine. Sadece isimler, mekanlar, uğruna savaşılan değerler aynı fakat isimler farklı. Ve her iki zamanda da sanata verilmesi gereken önemden bahsediliyor odakta. 
Son ve 3. bölüm AŞK adını alıyor ve her iki zaman içiçe geçerek anlatılıyor, birbirine öyle bir kurguyla bağlanıyor ki anlatımı sizi yormuyor aksine keyifle okunmasını sağlıyor. 

En çok dikkat çeken konu ise isimlerin birbiri ile hem tezat (tersten yazılması) hem de uyum göstermesi. Halludas/Sadullah
Mehte/Ethem
Kufu/Fuku
Nakata/Atakan
Namirek/Keriman
Edusa/Asude

Anlatım akıcı, dil oldukça -tarihi konulara terimlere girmesine rağmen - rahat okunabilir, tek kelimeyle leziz bir kitap olmuş.

Mutlaka okuyun derim ;)





KEYİFLİ OKUMALAR

KESTANELİ PİLAV

  KESTANELİ PİLAV Malzemeler: 2 su bardağı basmati pirinci 1/2 çay bardağı sıvıyağ 10-15 adet haşlanmış kestane 1 çay kaşığı zerdeçal