Mart 2017 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mart 2017 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2017

MART AYINDA OKUDUĞUM KİTAPLAR



MART AYINI DA BU GÜZELLİKLERLE BİTİRİYORUZ. 
YİNE KİTAP FİDANLARI , SERBEST OKUMALAR DERKEN ÇOK ÇEŞİTLİ BİR YELPAZEDE OKUMUŞ OLDUĞUM KİTAPLAR HAKKINDAKİ BİLGİ VE YORUMLARIMI SİZE DAHA ÖNCEKİ POSTLARDA VERDİM. 
DİLERSENİZ @hayeldamlasi İNSTAGRAM HESABIMDAN DA TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. 



30 Mart 2017

MAİ VE SİYAH / HALİD ZİYA UŞAKLIGİL



27 Mart Halid Ziya Uşaklıgıl'in ölüm yıldönümü olması sebebiyle okumaya başladığım diğer bir Türk Edebiyatı klasiklerinden.  Kitabın benim için ayrı bir önemi var. Sadeleştirilmiş birinci basım olarak ;Ekim 2001'de çıkan kitap tarafımdan bir ay sonra 4 Kasım 2001 de alınmış. Benim için çok değerli. 16 yıllık kitabın kokusu bile, sararmış yaprakları bile ayrı lezzet bırakıyor dimağlarda okurken. 
Aşağıdaki fotoğrafta da bakınız fiyata ;) O zamanlarda ki ekonomik şartları gözönüne alırsak yine pahalı. Ama değer. 



KİTABIN KONUSU

Ahmet Cemil çevirmendir. Bir gazetede çalışmaya başlar. Ve roman o dönemin , Ahmet Cemil'in gözünden sosyo, kültürel bir aktarımını yapar. Kitaba adını veren MAİ kısmı umut vaad eden kısmı , SİYAH ise karamsarlığı temsil eder. 
Olaylar gazetenin sahibinin Ahmet Cemil'in kızkardeşiyle evlenmesi ile değişik bir hal alır. 

YORUM
Henüz bitirmedim kitabı sadeleşmiş bir dili olmasına rağmen yavaş akıyor. Kelimelerin anlamları okurken akışı çok bozmamak adına sayfanın alt kısmında değil de kelimelerin hemen yanında parantez içinde verilmiş. Dönemi yansıtan en başarılı romanlarından. Bittiği zamansa yine bu postta izlenimlerimi aktaracağım. Aynı zamanda Mart ayının son kitabı olma özelliğini de taşıyor.

Mutlaka her türlü kitabın okunmasından yanayım. Kötü kitap yoktur, kişilere hitap etmeyen kitap vardır diyelim ;) 


KİTAP KÜNYESİ

BASIM YILI :     2011
SAYFA SAYISI : 400
TÜRÜ  :               TÜRK EDEBİYATI KLASİKLERİ
YAYINEVİ :        ÖZGÜR YAYINLARI

KEYİFLİ OKUMALAR



28 Mart 2017

ÇALIKUŞU / REŞAT NURİ GÜNTEKİN





KİTAP KÜNYESİ

ADI : ÇALIKUŞU
YAZAR : REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYINEVİ : İNKILAP KİTABEVİ
BASIM TARİHİ : 2014
SAYFA SAYISI : 544
TÜRÜ : ROMAN



KİTAPTAN ALINTI

 Bahçede kuru bir ağaç vardı. Fırsat buldukça oraya tırmandığımı ve tehditlere kulak asmadan teneffüs sonuna kadar daldan dala atladığımı gören muallim bir gün, "Bu çocuk insan değil, Çalıkuşu !" diye bağırmıştı.

S (27)

"Gönlüm boştu. Sevmeye ihtiyacım vardı. Sizi uzun ince vücudunuzla, menekşe gözlerinizle karşımda görünce her şeyin rengi değişti." 

S (142)

"İnsan yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış."

S (207)

KİTAP KONUSU

Feride öksüz ve yetimdir. Teyzesi tarafından büyütülmüştür. Fransız lisesinde iyi bir eğitim almıştır. Teyzesinin oğlu Kamran ile düğünlerinin olacağı günden bir gün önce kendisini aldattığını öğrenir ve kimseye haber vermeden evden ayrılır. Anadoluda muallimelik yapmak için başvurur ve Zeyniler köyüne atanır. Buradaki insanların sorunlarıyla da uğraşıp herkese yardım etmektedir. Fakat yeni düzene alışamayan eski kafalara sahip insanların iftiraları nedeniyle başka bir yere tayinini ister. Böylece birçok defa aynı muameleye maruz kalarak yer değiştirir. İlk köyde kimsesiz Munise'yi evlat edinir, kendisine yoldaş yapar. Fakat amansız bir hastalık yüzünden kaybeder. Hayatta yalnız ve zor dönemde kaldığı bir anda babacan tavrıyla Dr.Hayrullah beyden yardım eli uzanır. 


BENCE.... 


Öyle güzel bir kitap okudum ki lâkin her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu kitapta nihayete erdi. Her ne kadar uzatmak istesem de, hikâyeyi ezbere bilsem de bu kadar sürükleyici olur mu bir 📚 kitap. Olur efenim olur. Reşat Nuri Güntekin gibi usta bir kalem yazarsa olur. Kocamaaaan bir fidanla okuduk hatta. Duygularımız öyle çok ortak noktalarda buluştu ki değmeyin keyfimize. Aynı hislere tercüman olduk. Kızdık, sevindik, üzüldük, mutlu olduk, güldük, ağladık, hüzünlendik... Feride ve Kâmran yine bizi 1922 'li yıllara götürdü, getirdi. Nasıl güzel seviyormuş eskiden insanlar birbirini 💜💜💜. Feride'nin haşarı, ele avuca sığmaz halet-i ruhiyesinin altında yatan sebeplerse bambaşka 😞 Ama hep istediğimiz mutlu son 😍 1989 yılında çevrilen başrollerinde Aydan Şener'in oynadığı diziyi ise o yıllarda soluksuz seyrettiğimi anımsarım. Dimağlarımızda müziği ile de ne güzel bir lezzet bırakmıştır . 



.📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚

.
.
HAŞİYE (Dipnot) 👉👉👉Ben kitabı okumak üzere kütüphaneden aldım ve teslim edeceğim. Yayınevlerine buradan çağrı bırakmak istiyorum değerli, usta, bir döneme damgasını vurmuş edebiyatçılarımızın klâsik olmuş eserlerine daha bir ihtimam gösterelim. Çokça, kaliteli basalım, herkesin ulaşabileceği bir ekonomide olsun. Açıkçası ben kütüphanemde tüm klasiklerimizin yer almasını isterim. Çocuklarıma torunlarıma bundan daha değerli bir miras olmaz sanırsam 😉 






KEYİFLİ OKUMALAR

25 Mart 2017

SİZİN HİÇ MAVİNİZ VAR MI? / ÖZGE UZUN


KİTAP KÜNYESİ

ADI : SİZİN HİÇ MAVİNİZ VAR MI?
YAZAR : ÖZGE UZUN
YAYINEVİ : İNKILAP KİTABEVİ
BASIM TARİHİ : 2015
SAYFA SAYISI : 168
TÜRÜ : OTOBİYOGRAFİ

ARKA KAPAK

 "Yıldızlar insanlara ait, ama kimseninki birbirine benzemiyor. Bir tek sen kimsenin görmediği gibi göreceksin onları…"

Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry

"Bazı anlar… Hiç beklemediğin bir anda, tam da yeni bir yara açılmışken bedeninde, gökyüzündeki güneşe karışmış, maviliğe benzeyen bir çift göz gülümser sana. Elleriyle başını tutup öptürür kendini. Bir öpersin, yine tutar bir daha öptürür. Kulağına, 'Seni çok seviyorum,' diye fısıldarsın. Bir gülücükle der ki, 'Biliyorum.' 'Bazen çok kızgın olabiliyorum, ama kızgınlığım sana değil, seni anlayamayan bana. Biliyorsun değil mi?'" Herkes gibi hayallerine tutunan, hayallerini gerçekleştirmek için çabalayan bir kadın Özge Uzun. Sizin gibi, bizim gibi… Âşık olmak, başarılı olmak, anne olmak isteyen bir kadın… Kimi hayaller gerçek olur, kimileriyse başka bir şey… En kötüsü de o "bir şeyi" tanımlayamamaktır. 

Bu kitap gözün gördüğü, yüreğin duyduğu, dilin söyleyemedikleriyle yazılmış çıplak bir kitap; mış gibi yapmayan, figüransız, çırılçıplak… Bir kadının kendi kalbiyle olan konuşmalarıyla derin, sahici, ama en çok da samimi. Biraz kulak kabartırsanız sesini bile duyabilirsiniz… 

Bir çift mavi göz… Bir çift beyaz kanat… Pembe hayaller… Ve her şeye rağmen umut…
Sizin Hiç Maviniz Var mı?


KİTAPTAN ALINTI


 Bu kitabı en çok erkekler okusun istiyorum.
Kadınları anne olduktan sonra anlamakta güçlük çeken, onlardan uzaklaşan, doğan bebekle beraber onları yalnızlığa iten erkekler...

S (11)



BENCE...

Sen ne kadar güçlü, özel bir kadın ve annesin. Yıllardır ekrandan bir süredir de instagram hesabından takip ettiğim Özge Uzun hanımefendi iyi ki yazmışsın ve iyi ki kitabını okumuşum. Aslında okumadım sanki sen anlattın, ben dinledim. Sesin kulaklarımda, mimiklerin duruşun, şeklin karşımdaydı.


Evet bazen aslında çoğunlukla hiç kimsenin kolay bir hayatı olmuyor. İstisnalar dışında. Önemli olan bunlarla başa çıkabilmek, hayatı getirdikleriyle karşılayıp yaşayabilmek, bizi güçlü yapan da bu sanırım. .


Otobiyografi niteliği taşıyor, hayatı, duruşu anlatıyor. Evlilikleri, çocukları, özellikle Dağhan'la birlikte yaşadıkları ve onları bekleyen hayatta yaşayacakları karşısında çok güçlü bir kadın var. Benim en çok ilgimi çeken kitabın başlarında KOCAMUSTAFAPAŞA oldu. İstanbula ilk geldiğinde yaşamaya başladığı yer. Bana en mutlu olduğum çocukluk, ilk gençlik ve 20 li yaşlarımı sürdürürken yaşadığım yerdeki anılarım bir kez daha film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.... Bir saniyeyi dahi geri alamadığımız hayatın akışında mutlu olduğumuz anların kıymetini bilelim. Yıllar sonra bile sizi güldürebilecek tek şey belki o güzel ve eşsiz anlar olacaktır.




KEYİFLİ OKUMALAR

21 Mart 2017

YAĞMURUN GELİNİ / SİNAN AKYÜZ




KİTAP KÜNYESİ

ADI : YAĞMURUN GELİNİ
YAZAR : SİNAN AKYÜZ
YAYINEVİ : ALFA KİTAP
BASIM TARİHİ : 2017
SAYFA SAYISI : 333
TÜRÜ : ROMAN 

ARKA KAPAK

“Bazen alıp başını gitmek ister insan. Uzaklara, çok uzaklara… Görürüm ki sen de alıp başını gitmek istersin buralardan.   O vakit ben de seni yanımda götüreyim derim…” 

Delal iliklerine kadar sarsıldı. Sonra ani bir öfke hissetti içinde. “Doğrudur,” diye bağırdı. “Uzaklara, hem de çok uzaklara gitmek isterim… Fakat Şiyar’ımın olmadığı bir yere de gitmek istemem.” Mamo sakinliğini hiç elden bırakmadı. “İstersen acele hüküm verme,” dedi. “Yarın sabaha kadar vaktimiz vardır. Bilesin ki benim oğlum da senin gibi yaralıdır. Bu kötü günlerinizde birbirinize yoldaş olursunuz kızım. Baran’ım elbette iyileşecek, bir gün ayağa kalkacaktır. O zaman da senin yaralarını o iyi edecektir…”

 Düğün günü güzeller güzeli Delal, gelin alayıyla damat evine vardığında hayatının en mutlu gününü yaşıyordu, ta ki Şiyar’ının atı Cengâver bir başına ortaya çıkıncaya kadar… Nasıl olmuştu da mutluluk bu kadar çabuk uçup gitmişti ellerinin arasından? Nasıl olmuştu en güzel günü kara güne dönüşüvermişti? Şimdi nasıl Şiyar’ın kardeşi Diyar’a eş olacaktı? Töreye nasıl karşı gelecekti? Sürdü Cengâver’i ölüme, ama kader ona başka bir yol çizdi. Önce Mamo’yu gönderdi, sonra da umudu… 

1950’lerde sınır kaçakçılığını önlemek için tüm sınır mayınlanmış, yaşanan kayıplarla hayatlar değişmişti. Tıpkı Delal ile Şiyar’ınki gibi. Onların gerçek yaşamlarından yola çıkarak kaleme aldığı bu kitapla Sinan Akyüz, bize her ne olursa olsun umut etmekten vazgeçmememiz gerektiğini hatırlatıyor. Sevginin ve cesaretin gücüyle… 

İncir Kuşları, Piruze, Aşk Başka Evde gibi çok okunan kitapların yazarından yine soluk soluğa okuyacağınız bir roman… 


KİTAPTAN ALINTI

" Bilir misin nene," dedi Baran. "Hz.Adem de biz oğullarına umut vasiyet etmiştir. Lakin bizler onu hiç anlamamışız. O da anlayalım diye, eğer gökkuşağının altından geçersek dileklerimizin kabul olacağını söylemiş."
"Babamın dediğine göre hiç kimse geçememiştir nene," diye cevap verdi Baran. "Hz.Adem bize böyle söyleyerek umut etmemizi istemiştir."

S (325)

Yüreğime saplı dikenler gibi duran anılarımla olmayı seviyorum.
 S (331) 


KİTAP KONUSU VE YORUMUM

Hikaye Kilis Atmalı Köyü'nde geçiyor yıl 1959. Delal ve Baran köyün birbirine sevdalı iki genci enlenecektir ve evleneceği gün Baranın öldüğü haberi gelir. Delal için hayatın durduğu bir andır. Töre gereği Baranın kardeşiyle evlenmesi gerekmektedir. Ama Delal buna yanaşmaz. Ve tam da o anda uzaklardan gelen Mamo'nun önerisiyle törelere uygun olan farklı bir alternatif doğar. Delal bunu kabul edecek midir? Hayatının akışı nasıl ve hangi yönde değişecektir.....


**********************************

Sinan Akyüz'ün okuduğum ikinci kitabı. Dili o denli akıcı, hikaye bir o kadar sürükleyici, hayatın içinden, bizi, gerçekleri anlatan bir olay örgüsü olunca kitabı okumak için oturduğunuzda elinizden bırakmadan bir solukta okuyacağınız bir kitaba dönüşüyor. Nitekim bana da öyle oldu. Duygular çok güzel bir şekilde okuyucuyu etkisi altına alıyor. Kitaba adını veren "Yağmurun Gelini" nin ne anlama geldiğini okurken satırlarda göreceksiniz. Aynı zamanda çok başarılı bir kitap kapağı olmuş. Yağmur damlaları kabartmalı bir şekilde kapakta yerini almış bir o kadar estetik ;)  Kitabı okurken hayatı sessize almakta fayda var :) yoksa bölen her şeye sinir olabilirsiniz ;)  






KEYİFLİ OKUMALAR

20 Mart 2017

KARUN VE ANARŞİST / İSKENDER PALA





KİTAP KÜNYESİ

ADI : KARUN VE ANARŞİST
YAZAR : İSKENDER PALA 
YAYINEVİ : KAPI YAYINLARI
BASIM TARİHİ : 2017
SAYFA SAYISI : 320
TÜRÜ : ROMAN / TARİHİ ROMAN

ARKA KAPAK

 Tarih bir ayna… Aynayı kaplayan bir dilemma…

Kutsal Hermos'un suyuna karışan altının rengi hızla kan kızılına dönüşürken; kâhinler yaklaşan büyük savaşın haberini vermiş, tekinsiz bir hava zengin Lidya diyarını sarıp sarmalamıştı. Bir cephede güçlü askerleri ve görkemli hazineleriyle Aslan Kral Krezüs nam-ı diğer Karun; diğer cephede terk edildiği ölümü alt edip Pers diyarına hükmedecek olan Keyhüsrev.

Ve aynada sır dolu bir yansıma; tarihin öteki yüzünde devam eden karanlık…

Bir darbeye koşan Türkiye'de polis sirenleri yeri göğü inletiyor, silah sesleri sloganlara karışıyordu. Günleri ve geceleri esir alan terör, sokak çatışmaları, soygunlar, cinayetler her şehirde, her sokaktaydı. Kültür ve sanat kana bulanacaktı. Savrulan hayatlar, imkânsız aşklar…

Kim haklıydı? Ah!..

Karun ve Anarşist, tarihin akışını belirleyen hırsların ve tarihi aşan aşkların romanı. Coğrafyamızın kaderine bilgece bir bakış. İskender Pala'nın hep zevkle okunan usta kaleminden…



KİTAPTAN ALINTI

"Mutlu insan, yalnızca midesi doyan değil, bilakis ruhu ve gönlü doyan insandır" demişti Solon.

S (80)

  


KİTAP KONUSU VE YORUMUM

Öncelikle şunu söylemek istiyorum  İskender Pala'nın ilk okuduğum romanı oldu. 2 kitabı daha olmasına rağmen ilk defa bu kitabını instagramda büyük bir toplulukla *kitapfidanı yaparak okuduk. Ve tarih kitaplarıyla çok arası olmayan ben iki günde hiç bırakmak istemeden okuyup bitirdim. 
Yazar tarihsel olayları o kadar güzel kurgu ve diyaloglarla anlatıyor ki beğenmemek mümkün değil. 
Kitap iki farklı zamanda geçiyor arada yüzyıllar geçen. İlk bölüm ALTIN adını taşıyor ve MÖ. 540'lı yıllarda Lidya Kralı Aslan Kral Karun ile Pers Kralı Keyhüsrev arasındaki iktidar, güç, para, hırs, intikam ve savaşları anlatıyor. 
İkinci bölüm AYNA adını taşıyor. Zaman 20.yy 1970'li yıllar. Darbe, ihtilal, sağcı, solcu olaylarının yaşandığı , taraf olmaksızın, sorgulamadan, zamanın getirdiklerini anlatan bir dilde yazılmış. 
İlk ve ikinci bölümler adını da taşıdığı üzere ayna görevi görüyor zamanlar birbirine. Sadece isimler, mekanlar, uğruna savaşılan değerler aynı fakat isimler farklı. Ve her iki zamanda da sanata verilmesi gereken önemden bahsediliyor odakta. 
Son ve 3. bölüm AŞK adını alıyor ve her iki zaman içiçe geçerek anlatılıyor, birbirine öyle bir kurguyla bağlanıyor ki anlatımı sizi yormuyor aksine keyifle okunmasını sağlıyor. 

En çok dikkat çeken konu ise isimlerin birbiri ile hem tezat (tersten yazılması) hem de uyum göstermesi. Halludas/Sadullah
Mehte/Ethem
Kufu/Fuku
Nakata/Atakan
Namirek/Keriman
Edusa/Asude

Anlatım akıcı, dil oldukça -tarihi konulara terimlere girmesine rağmen - rahat okunabilir, tek kelimeyle leziz bir kitap olmuş.

Mutlaka okuyun derim ;)





KEYİFLİ OKUMALAR

16 Mart 2017

DOSTLUK EKMEĞİ / DARIEN GEE





KİTAP KÜNYESİ

ADI : DOSTLUK EKMEĞİ
YAZAR : DARIEN GEE
YAYINEVİ : ARKADYA YAYINLARI
ÇEVİREN: SİMGE ÖLMEZ
BASIM TARİHİ : 2013
SAYFA SAYISI : 480
TÜRÜ : ROMAN

ARKA KAPAK 

Bir damla gözyaşı ve umutla yoğrulmuş küçük bir hediye, kırılan kalbinizi iyileştirip tüm hayatınızı değiştirmeye yeter mi? 

Kaderin ona oynadığı acımasız oyun karşısında Julia Evarts, yaşama sevincini kaybetmiştir. Çektiği tüm acıların ise tek bir sorumlusu vardır. Bir zamanlar en yakın arkadaşı olup da artık yüzünü bile görmek istemediği kız kardeşi...

Bir gün küçük kızı Gracie ile birlikte eve geldiklerinde, kapının önünde çiçek desenleriyle bezenmiş bir tabak ve yanında bir tarif bulurlar. Üzerine ise bir not iliştirilmiştir: "Umarım beğenirsiniz." Julia, bu beklenmedik hediyeden kurtulmak istese de kızını mutlu etmek adına tarifi denemeye karar verir. 

Çok geçmeden kasabalarına yeni taşınmış olan iki kadınla tanışır. Eşini kaybetmiş olan Madeline Davis, hayata tek başına devam etmenin bir yolunu ararken, ünlü çellist Hannah Wang de Brisay ise kocasıyla boşanmak üzeredir. Teselliyi, adeta bir sığınak olarak gördükleri dostluklarında bulacak olan bu üç kadın, gün gelip de şu cümleyi söyleyebilecek midir? Her şeye rağmen hayat güzeldir.

Bizi bize anlatan sıcacık, lezzetli bir hikâye... Kâh ağlatan kâh sinirlendiren kâh güldüren Dostluk Ekmeği, imkânsız gibi görünenleri gerçekleştirmenin, aslında bizim elimizde olduğunu muhteşem bir dille anlatıyor. 





KİTAPTAN ALINTI

Koyu renkleri açık renklerden, açık renkleri de koyu renklerden ayırmaya devam edip en iyisinin olmasını umut etmekti hayat.
S (238)

Hayatımızın en temel unsurları doğumumuz ve ölümümüzdür ki bunlar da bizim kontrolümüz dışında.
S (430) 




BENCE...

Kitapta 3 kadının yaşamı ve kesişen yolları anlatılıyor. 
Julia Evarts Avalon kasabasının yerlisidir. Kocası ve kızıyla yaşamaktadır. Yıllar önce oğlunun ölümü ile hayata ve kızkardeşine küsmüştür. Mutsuz ve kendisini herşeyden soyutlamış olarak yaşamaktadır.
Hannah Wang de Brisay müzisyendir. Kocasıyla evliliği bitme noktasına gelmiştir. Avalon kasabasına yeni taşınmıştır.
Madeline ise eşini kaybettikten sonra yeni biir hayat kurmak ve tutunmak için Avalon kasabasına taşınmış. Birikimleriyle "Madeline Çay Salonu" adlı mekanı işletmektedir.
Ve bu üç kadının yolları bu çay salonunda kesişir, zamanla birbirleri ile hayatlarını ve duygularını paylaşmaya, birbirlerinin yaralarını sarmaya başlamışlardır. 
Kitaba adını veren Dostluk Ekmeği "Amiş Dostluk Ekmeği" diye blinmektedir ve 30 yıllık bir gelenektir. Avalon kasabasının başına gelen sel felaketinden sonra insanların birbirlerine nasıl sıkı sıkıya tutunup, yaralarını sardıklarını okuyacağız bu hikayede. 
Sımsıcak ve keşke her an insanlar birbirlerine her zaman yardım edip, hayatı güzelleştirebilseyi hissettiren bir hikaye. Okurken yürekten , karakterlerin dertlerine, hüzünlerine, sevinç ve mutluluklarına en önemlisi UMUT 'a ortak oluyorsunuz.
Kalın bir kitap gibi düşünebilirsiniz ama okumaya başladığınızda hiçbir şey bölmese de bir an önce bitirsem duygusuna kapılıyorsunuz. 
Kitabın devam niteliği taşıyan UMUT MEVSİMİ adlı kitabı da sabırsızlıkla okumak istiyorum. Yakında elime ulaşır ;)  




KEYİFLİ OKUMALAR

KESTANELİ PİLAV

  KESTANELİ PİLAV Malzemeler: 2 su bardağı basmati pirinci 1/2 çay bardağı sıvıyağ 10-15 adet haşlanmış kestane 1 çay kaşığı zerdeçal